Levrek, hamsi, kalkan... Kader anı Haziran!


Endüstriyel balıkçılık ve denetimsizlik nedeniyle denizlerimizdeki balıklar tükeniyor. Her geçen gün daha çok yavru balık avlanıyor. Greenpeace çevre örgütü yavru balıkların avlanmaması için bir kampanya başlatmıştı. Kampanyanın etkileri görülmeye başlandı. Levrek, hamsi, kalkan... Kader anı Haziran!: "“Seninki kaç santim?” kampanyasının sonucu belli oluyor. Tarım Bakanlığı balıkların ve denizlerin geleceğine Haziran’da karar veriyor. İş işten geçmeden, balıklar tükenmeden, daha fazla ertelemeden, hemen şimdi eyleme katıl."

Bu arada ben de bir yavru balık büyütmek istedim, kampanyaya katıldım. Balığımı büyütmek için bana yardım edin, bu linke tıklayın lütfen http://bit.ly/gnHxLH

Megastar Tarkan da vejetaryen oldu.

Tarkan artık ağzına et sürmüyor.
Çekimleri Afrika’da gerçekleştirilen vahşi hayat belgeselini seslendiren megastar Tarkan, İstanbul’a dönüşte vejetaryen oldu.
National Geographic Channel’da yayınlanan ‘Büyük Göçler’ adlı vahşi doğa belgeselini seslendiren, ardından Kenya’ya gidip doğa fotoğrafları çeken Tarkan, gördüklerinden çok etkilenip vejetaryen oldu. Sanatçı artık ağzına sebzeden başka bir şey sürmüyor. Vejetaryen beslenme tarzını benimseyen ünlü sanatçı Kurban Bayramı’nda da “Ben hayata farklı bakıyorum. Ama bazı gelenekler maalesef değişemiyor, keşke biraz değişse. Haberlerde kurbanlık hayvanları görüp üzülüyorum. Hayvanlar ölümlerini adeta geri sayım gibi bekliyorlar. Keşke daha az hayvan öldürsek” diye mesaj verince tepki toplamıştı. Artık ağzına et sürmeyen Tarkan, iki yıl öncesine kadar kırmızı et tutkunuydu. Kolesterol sorunu yaşayan Tarkan, geçen sene kırmızı eti azaltıp sebze ağırlıklı beslenmeye başlamıştı. Sanatçı artık eti hayatından tamamen çıkardı.




kaynak: Habertürk

Sirke mucizesi: Bu karışımı içen zayıf insanlar kilo alıyor, kilolular ise zayıflıyor...


25 yıldan beri sağlıklı ve kaliteli yaşam konusunda kitaplar yazan tıp doktoru Marie- France Muller, Türkiye'nin köklü sirke üreticisi Kemal Kükrer'in davetlisi olarak Türkiye'ye geldi. Sirkenin insan yaşamı açısından büyük öneme sahip olduğunu söyleyen Muller, "Sirke insan vücudunu dengeleyerek, vücudun kendini yenilemesini sağlıyor. Her gün bir çay kaşığı sirke ile bir çay kaşığı balı su bardağına koyun ve üzerine ılık bir su ekleyin ve günde 2 kez bu karışımı için. Böylece zayıf olan insan kilo alacak, kilolu bir insan da zayıflayacak" dedi.

Kitap tanıtımından önce konuşan Kükre Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Sabri Gülel, Kemal Kükrer markası olarak dünyada yüzde 100 doğal ve ağır mısır fermantasyonu yöntemiyle sirke üreten tek üretici olduklarını ifade etti. Sirkenin hayat veren bir nimet olduğunu ifade eden Gülel, "Bu nedenle, bu konuda dünyanın en önemli ve önde gelen ismiyle Türk insanına ulaşmayı, genç nesle bu çok faydalı ürünü sevdirmeyi ve sirkeyle, yemeklerde çeşni olmasının dışında, neler yapılabileceğini paylaşmak istedik" ifadelerini kullandı.

Muller, 23 Kasım'daki basın toplantısında sirkenin insan sağlığı açısından faydalarına değinerek, kitabı hakkında bilgi verdi. Müller, doğal yöntemlerle üretilen sirkenin içerdiği enzimler ve mineraller sayesinde bağışıklık sisteminin güçlendiğini, böylece insan sağlığının dostu ve yardımcısı olduğunu söyledi.

"YÜZDE 100 DOĞAL SİRKE KULLANIN"

Muller,"Endüstriyel sirke birkaç saat içinde ve ışınlarla sterilize edilerek üretiliyor. Doğal olmayan ortamlarda üretilen sirke hiçbir işe yaramaz. İşlemleri hızlandırılmış sıradan bir sirke, sorunları mesela mide hastalıklarını tetikleyebilir. O yüzden yüzde 100 doğal sirke kullanın" dedi.





Bu karışımı içen zayıf insanlar kilo alıyor, kilolular ise zayıflıyor...

Sirkenin insan vücudunu dengeleyerek, vücudun kendini yenilemesini sağladığını ifade eden Muller, "Her gün bir çay kaşığı sirke ile bir çay kaşığı balı su bardağına koyun ve üzerine ılık bir su ekleyin. Bu karışımı günde 2 kez için. Böylece zayıf olan insan kilo alacak, kilolu insan da zayıflayacak. Yani vücudun isteğine göre cevap veriyor" diye konuştu.
MuLLER'E GÖRE SİRKENİN İNSAN SAĞLIĞI AÇISINDAN FAYDALARI
- Sirke vücudumuzda hormonlarımızın üretiminin canlanmasını sağlıyor,
- Kalbi ve tüm dolaşım sistemini koruyor,
- Bağışıklık sistemi açısından sindirimi kolaylaştırıyor,
- Mide ağrısı ve gastrite iyi geliyor,
- Diyabet hastalığını önlüyor,
- Kalp hastalığı, burun kanaması ve farklı kanamaları önleyici bir yapıya sahip,
- Mineral eksikliğine iyi geliyor,
- Vücudun enzim üretim eksikliğini düzenliyor,
- Cilt sorununa, akne ve sivilceyi önlüyor,
- Ciddi yanıkları önlüyor,
- Hayvanlarda bit ve pireyi yok ediyor,
- Hamilelik döneminde bebek için hiçbir sakıncası yoktur. Her gün 1 çay kaşığı sirke ile balı bir bardak suya ilave ederek içildiği zaman bebek sağlığını da koruyucu özellik taşır,
- Kolesterol oranını düzenliyor. Bu 2 ay içinde somut bir şekilde etkisini gösteriyor,
- İnsanları bakterilerden ve mikroplardan uzak tutuyor,
- Hafıza kaybını önlüyor,
- Egzama, kramp, kas kasılması, kireçlenme, yüksek tansiyon ve yaşlılık lekesini önlüyor,
- Vajinal enfeksiyonu yok ediyor,
- Sonuç olarak sirke vücudun ihtiyacına göre cevap veriyor.





Bu kadar yararı varsa biz de evde kendi sirkemizi kendimiz yapalım:)
İşte siz çeşit çeşit sirke tarifi






ÜZÜM SİRKESİ
Malzemesi:
1 kg. yaş üzüm
3 lt. su
200 g. tuz
1 çay kaşığı tere tohumu
1 çay kaşığı hardal tohumu
Yapılışı:
Üzümler sıkıştırılır, posalarıyla birlikte cam bir kavanoza yerleştirilir. Tüm malzeme içine boşaltılır, ağzı sıkıca kapatılır. Karanlık ve serin bir köşede 1 ay bekletilir.
Not : Ayrıca tarhun, melisa veya kekik ekleyebilirsiniz.

ELMA SİRKESİ
Malzemesi:
1 kg. elma
3 lt. su
200 g. tuz
1 çay kaşığı tere tohumu
1 çay kaşığı hardal tohumu
Yapılışı:
Elmalar mikserden geçirilir, posalarıyla birlikte cam bir kavanoza yerleştirilir. Tüm malzeme içine boşaltılır, ağzı sıkıca kapatılır. Karanlık ve serin bir köşede 1 ay bekletilir.

LİMON SİRKESİ
Malzemesi:
1 kg. limon
3 lt. su
200 g. tuz
1 çay kaşığı tere tohumu
1 çay kaşığı hardal tohumu
Yapılışı:
Limonlar, kabukları soyularak, posalarıyla birlikte cam bir kavanoza yerleştirilir. Tüm malzeme içine boşaltılır, ağzı sıkıca kapatılır. Karanlık ve serin bir köşede 1 ay bekletilir.
Bu arada şunu da unutmadan söyleyeyim, evde yapmakla uğraşamam derseniz,  Kemal Kükrer'den iki şişe sirke alana Müler'in kitabı hediye.

Var mı buz gibi kahve isteyen: işte size nefis Frappé...

Sıcak ve nemin hepimizi bunalttığı 2010 yazı, sanırım yıllarca anlatacağımız bir yaz olacak. 20 sene önce İstanbul'a çok acaip kar yağmıştı, çok fena bir kış olmuştu, hala anlatılır. Bu yaz da işte öyle efsane olacak gibi. 1 aydır ömrümde içmediğim kadar sıvı tüketiyorum. Su tek başına susuzluğu gidermeye yetmiyo, içtiğim sodanın haddi hesabı yok. Bir de soğuk kahve imdada yetişiyor.


Buzlu kahve tarifini beğenen Seyhan, bize Frappe tarifi ile ilgili bir link göndermiş. Hemen tarifi ve siteyi sizlerle paylaşıyorum.
Soğuk soğuk içelim hep beraber:)

Önce Frappé'nin öyküsü:
Frappé kahve bir soğuk kahve türüdür. Üstü köpük kaplı bu soğuk kahve, hazır kahveden yapılan popüler bir yaz içeceğidir.
Frappe ilk olarak 1957 yılında Selanik'te yapılmıştır. Nestlé firması için çalışmakta olan Yannis Dritsas, çocuklar için çikolatalı pratik bir içecek (çikolatalı karışımı suyla çalkalamaktan ibaret) tanıtımı yaparken, yanında çalışan Dimitris Vakondios bu yöntemi standart hazır kahveyi sıcak su yerine soğuk su ile hazırlamak için kullanmıştır. Böylece, tesadüfen de olsa Frappe'yi bulmuştur.


Bu tarihten sonra Yunanlılar Frappe'yi ulusal kahve içecekleri olarak benimsemişlerdir. Yunanistan'dan hızla komşu ülkelere yayılan Frappe, bugün yaygın şekilde içilen bir soğuk kahve türüdür. Hazır kahvenin kahve piyasasına hakim olduğu ülkelerde daha yoğun şekilde içilmektedir.

Frappe Nasıl Yapılır, Tarifi:
Frappe'yi popüler kılan özelliklerin başında çabuk hazırlanması gelmektedir. Frappe yapmak çok kolaydır:

- Bir kaba ya da karıştırıcıya (shaker, mixer) 2 tatlı kaşığı hazır kahve (çözünebilir kahve yani yaygın adıyla "Neskafe") ve istediğiniz kadar şeker koyduktan sonra, 4-5 tatlı kaşığı su ekleyip 30 saniye kadar çalkalayın.
- Uzun bir cam bardağın dibine bir kaç tane buz kübü koyup, çalkaladığınız karışımı bunların üzerine yavaşça dökün.
- Bardağa çok az soğuk süt ekleyip, kalan kısım için soğuk su ilave edin. Frappe'nız hazır bile! :)


Frappe Çeşitleri
Hazırlanışında küçük farklılar yaparak değişik Frappe'ler yaratmak mümkün. Bir Frappe, su yerine tamamen süt kullanarak hazırlanabilir. Dondurma veya krema eklenerek hazırlanan Frappe'ler de bulunmaktadır. Ayrıca, Kahlúa, Baileys Irish Cream gibi içecekler de Frappe'ye eklenenbilir.

Bu arada, Starbucks'ın popüler soğuk kahve markası olan Frappuccino'nun Frappe ile isim benzerliği dışında doğrudan bir ilişkisi yoktur.


Kaynak: http://www.kahvecini.com/2010/05/frappe-nasl-yaplr.html

Yöresel yemeklerden, Eğin Piyazı


Piyaz diyince hep gözümün önüne kuru fasulyeli, bol soğanlı bir salata gelir. Ama ilginç bişey bu piyazda fasulye yok. Çoban salatasının yoğurtlu ve peynirli karışımı. Yoğurtlu semizotu salatasını seviyorsanız Eğin Piyazını da çok seversiniz.

Yaz akşamları için serin serin harika bir salata, işte tarifi:

Malzemeler:
3 tane büyük domates
4 tane sivri biber, çarliston biber de olabilir
2 tane orta boy salatalık
4 tane orta boy soğan
maydonoz
dereotu
nane
reyhan
3 bardak yoğurt
2 kibrit kutusu kadar beyaz beynir

Hazırlanışı:
Soğanları halka halka doğrayıp, derin bir kapta bol tuz ile iyice karıştırın. Soğanların acısının geçmesi için bir süre bekletmeniz gerekiyor.
Domates, sivri biber ve salatalığı küçük küçük doğrayın, ama çok küçük olmasın, salatanın içinde biraz belirgin olması gerekiyor. Maydonoz, reyhan ve dereotunu ince ince kıyın. Başka bir kapta beklettiğiniz tuzlu soğanı, tuzlarından arındırmak için yıkayın. Yıkadığınız soğanı, hazırladığınız diğer malzemelere ilave ederek, karıştırın. 3 bardak yoğurdu ilave ederek yoğurdun eşit olarak dağılmasını sağlayın. Peynirleri keserek ilave edin ve karıştırın. En son üzerine nane ekerek, servis yapın
işte Eğin Piyazınız hazır, afiyet olsun :)

Tuz aslında yararlıymış !


Tuzun sağlık için çok da zararlı olmadığı hatta eksikliğinin vücutta sorun yaratacağı açıklandı. Hollanda daki Utrecht Tıp Fakültesi uzmanları, yetersiz tuz alımının halüsinasyon, sinir bozukluğu, kas krampı ve kalça kemiği kırıklarına yol açabileceğini açıkla
dı.

Şimdiye kadar günde 6 gramın üzerindeki tuz tüketiminin zararlı olduğu ileri sürülüyordu. Ancak son araştırma 16 gramın altında kalan tüketimin dahi kan basıncı gibi çeşitli kriterler açısından fazla bir değişiklik yaratmadığını gösterdi.

Tuz hakkında genel bilgiler:
Dünyada yaklaşık yedi milyon kilometrekare tuz bulunuyor. Günümüzde birçoğu sağlık alanında olmak üzere 14 bin ayrı ürünün imalatında kullanılıyor.

Tuzun tarihsel olarak önemi hakkında bilgiler:
Tuzun çağlar boyunca tek önemli özelliği en temel baharat olması değil. Tuz aslında bir koruyucu madde. Balık, et ve sebzenin koruyucusu olarak kullanılan tuz, yüzyıllardır kötü geçeceği tahmin edilen kışlar için en gerekli malzeme olmuş. Hatta, tuzun erzakların bozulmasını engellemesi sayesinde Roma İmparatorluğu askerleri, Filistin’e kadar ulaşmış ve böylece Hıristiyanlığın dünyaya yayılmasında tuzun katkısı büyük olmuş. Tuzun bu koruyucu öneminden dolayı MÖ birinci yüzyılda Gal bölgesi, hem Romalılar’ın hem de Almanların ortak ilgi alanına girmiş. MÖ 58 yılında Romalılar, hem askerlerini beslemek hem de Fransızlar’ın tuzla yapılmış körpe sebze turşularını ele geçirmek için Ren nehrini geçerek Galler bölgesini himayeleri altına almışlar. Antik Yunan düşüncesine göre ise tuz, dört arke olan toprak, hava, su ve ateşin tümünü içerdiği için kutsal bir sembol olmuş. Yunanlılar onu "buharlaşma sayesinde toprağın sularından serbest bırakılmış ateş" olarak tanımlamışlar. Tuzun bu kutsal özelliği Ortaçağ’da da manastır ekonomisindeki önemi ile devam etmiş.
12. yüzyılda yiyecek üretmeyi Tanrı’ya hizmetin bir şekli olarak gören rahiplerin tuz üretimini ellerinde tuttuklarını görüyoruz. 13. yüzyılın sonlarına doğru feodal beyliklerin yönetimi ele geçirmesiyle birlikte tuz üretiminden elini eteğini çeken rahipler kendilerini daha ruhani çalışmalara vermişler. Böylece Ortaçağ'da tuz üretimine ve dağıtımına domini salis (tuz efendisi) diye adlandırılan baronlar hakim olmuş. 18. yüzyılın sonlarına kadar sadece tadı ve besinleri korumak için kullanılan tuz, İsveçli bir fizikçi olan Scheele’nin klorini ve Nicolas Leblanc’ın sodayı bulmasıyla başka alanlarda da kullanılmaya başlanmış.
Günümüzde birçoğu sağlık alanında olmak üzere tuz, 14 bin ayrı ürünün imalatında kullanılıyor. Koruyucu görevini şişeleme, konserveleme, vakumlama ve derin dondurma gibi daha yeni yöntemler üstlenmiş. Sofra tuzu, kaya tuz madenlerinden çıkarılan tuz bloklarının toz haline getirilmesi, kaya tuzu çözeltisinden yapılma salamuranın suyunun ayrıştırılması ya da deniz suyunun buharlaştırılmasıyla elde ediliyor.
Tarihte bilinen en ünlü tuz madeni Avusturya Alpleri’nin Hallstatt bölgesinde 1000 metre yükseklikte bulunuyor. Bölgede tuz çıkartan Kelt insanlarının MÖ 10. yüzyılda oldukça ileri tekniklere sahip oldukları ve bu sayede zengin bir şehir kurdukları anlaşılıyor.
Tuza yüklenen çeşitli sembolik anlamları, onun kullanım alanlarından ve nereden geldiğinden yola çıkarak açıklayabiliriz. Tuz, hayatın kaynağı olan denizden geldiği için bütün yiyecekleri bozulmaktan ve çürümekten koruyor. Farmasonluk sembolizmine göre, sülfür yıkıcı erkek yapısını, tuz ise yaratıcı dişi yapıyı yani hayatı, anneyi ve kadını temsil ediyor. Hatta bu özellikleriyle tuz, Katoliklerin vaftiz törenlerinde kutsal suya katılarak onun arınmasını tamamlıyor ve böylece ilk günahın tohumları yeşerme imkanı bulamıyor. Tuz, birçok dinin şeytan çıkarma ayinlerinin de bir parçası aynı zamanda. Romalılar ve Yahudiler, kurbanlarını Tanrı onları kabul etsin diye tuzla arındırırlarmış. Hıristiyan inancına göreyse şeytan yemek ikram ettiğinde üzerine tuz serpmezmiş. Bu durumda şüphelenilirse tuz istenirmiş... ve bunun onları şeytanın kötü etkisinden koruduğuna inanılırmış; tıpkı ona bir haç gösterildiğinde olduğu gibi... 

Romalılar’da da yollar, önce tuz bölgelerine doğru yapılmıştır.
Romalılar, askerlerin yanı sıra esirleri de yollarda çalıştırırdı. En eski Roma yollarından olan ve uzunluğu 23 km yaklaşan “Via Salaria” merkezi Ostia’daki tuz yataklarına bağlanmaktadır. Kayıtlarda, Romalılar’ın maaşlı askerlerine “Beyaz Maaş” adı altında para yerine tuz verdikleri de vardır.

ve günümüze yakın bir tarihsel örnek: Gandhi'nin ünlü Tuz yürüyüşü...
Tuz, aynı zamanda sivil itaatsizliğin efsanevi ismi Mahatma Gandhi'nin eylemiyle de özdeşleşmiştir. 12 Mart 1930'da Mahatma Gandhi, İngiliz sömürgecilerinin koyduğu 'tuz vergisi' uygulamasını ve İngilizlerin Hindistan'daki tuz tekelini protesto etmek için bir yürüyüş başlattı. Gandhi, bulunduğu Guceyrat Eyaleti'nin Ahmetabat kentinin, 388 km ötesindeki Dandi kasabasına doğru başlattığı yürüyüşünde, kasabaya 6 Nisan günü ulaştı. Gandhi bu yürüyüşü gerçekleştirdiğinde, 61 yaşındaydı.

Yürüyüşünün sonunda Gandhi, elindeki tuz topağını binlerce kişinin tanıklığında parçaladı. Mahatma Gandi'nin eylemi, Hindistan'da geniş kapsamlı bir sivil itaatsizlik dalgasını başlatmış, bağımsızlık mücadelesinin de dönüm noktasını oluşturmuştu.

Kolay çilek reçeli yapımı

Çilek ve vişne reçelini çok severim. Başka reçel de sevmem zaten. Benim gibi reçel seviyor ama yapmasını bilmiyorsanız hazırlaması kolay poşet reçellerden deneyebilirsiniz.
Dr. Oetker'in böyle ürünleri var. İşte çilek reçeli tarifi.



Malzemeler:
1 kg çilek
1 yemek kaşığı su
1 poşet Dr. Oetker Reçelyap
1 kg toz şeker
1 poşet Dr. Oetker Gourmet Şekerli Vanilin

Hazırlanışı:
Çilekleri bir tencereye alın. Üzerine 1 yemek kaşığı suyu ekleyin. Ayrı bir tabağa şekerden 4 yemek kaşığı alıp üzerine 1 poşet Reçelyap'ı boşaltın ve iyice karıştırın. Bu karışımı çileklerin üzerine döküp yüksek ateşte sürekli karıştırarak pişirmeye başlayın. Tencerenin kenarlarında kaynama başladığında 2 dakika daha kaynatın. Sonra kalan şekeri ekleyin, karıştırarak pişirmeye devam edin. Tencerenin her yerinde kaynama başladığında ateşi kısın ve 3 dakika daha kaynatın. Süre sonunda tencereyi ocaktan alıp şekerli vanilini ilave edin ve arada karıştırarak 5-10 dakika soğutun. Metal kapaklı cam kavanozlara doldurun. Ağızlarını sıkıca kapatıp kavanozları ters çevirin. Meyvelerin düzgün dağılımı için, soğuyuncaya kadar, kavanozları yarım saat ara ile alt üst çevirin.

Mercimekli içli köfte - Canım annemden


Annem süper yemekler yapar. Vejetaryen olduğum için yaptığı dolmaları, sarmaları, köfteleri bana uygun hale getirmeye çalışıyo :)) Hepimizin bildiği içli köfteyi de benim için mercimekli yaptı. Süper oldu, herkes çok beğendi. Hatta artık bundan sonra etli değil mercimekli yapacak :))

şimdi de tarifi:

Malzemeler:
Dış malzemeleri:
3 orta boy patates
1 su bardağı ince bulgur
2 yumurta
1 çay kaşığı karabiber
tuz

iç malzemeleri:
1 çay bardağı mercimek
1 orta boy kuru soğan
5 - 6 sap maydonoz
1 avuç kadar ceviz içi
1 yemek kaşığı salça


Hazırlanışı:
Önce patatesleri soyun, küçük küçük doğrayın ve bol su koyarak haşlayın. Haşlanınca içinde biraz su kalmalı. Patatesler iyice piştikten sonra bulguru ilave ederek, tencerenin kapağını kapatın ve ocaktan alın. Bulgurlar suyu çekerek şişmeye başlayacaktır. Bulgurlar şişip, soğuduktan sonra içine 2 yumarta kırın ve yoğurmaya başlayın. Patates, bulgur ve yumurta iyice birbirine karışmalı. Biraz tuz da ilave ederek kulak memesi kıvamına gelene kadar yoğurun.

İçin Hazırlanışı:
Önce mercimekleri iyice haşlayın. Mercimekler piştikten sonra başka bir kapta soğanı kavurun, salça ilave edin. İnce ince doğranmış maydanozu ve haşladığınız mercimeği de ilave ederek iyice karıştırın. En son iri dövülmüş ceviz içlerini ilave edin, içler artık hazır.

Yogurdugunuz bulgurlu patatesi biraz biraz parçalar alarak, elinizde yuvarlak hale getirin ve iç malzemeyi koymak için yuva açar gibi içlerini oyun.

Açtığınız yuvaya hazırladığınız içten doldurun. Bütün hepsini doldurduktan sonra kızgın yağın içine atıp hafif kızartın.

İçli köfteniz hazır, soğumadan sıcak olarak servis yapın, afiyet olsun.

Zayıflamaya yardımcı bitki çayı önerisi

Son yıllarda özellikle büyük kentlerde yaşayan pek çok insan zayıflama derdine düştü. Sağlıksız beslenme, hormonlu gıdalar, GDO'lu gıdalar derken nerdeyse 'su içsem yarıyor valla' durumuna geldik :))
Hemen her kanalda kadın programlarında bir diyet uzmanı bize tavsiyeler veriyor, ama hiç birimiz az yiyip, spor yaparak zayıflamaya yanaşmıyoruz. Böyle babam da zayıflar zaten modundayız. İstediğimizi yesek, bütün gün evde oturup yayılarak film seyretsek, hatta çukulatalı pastalar falan da olsa arada. Tıpta mucizeler oluyor, teknoloji bu kadar gelişiyor, şu zayıflama işine niye hala bi çözüm bulamadılar anlamadım gitti :)
Neyse tıp buna çare bulana kadar küçük yardımlarla idare edicez. En kolayı metebolizmayı hızlandırdığı, yağ yakma özelliği olan bitkilerle yapılan çaylar. İşte o çaylardan birinin tarifi :

Yağ yakıcı çay için gerekli malzemeler
4 çay kaşığı Yeşil çay
4 çay kaşığı Mate yaprağı
2 çay kaşığı Isırgan yaprağı
2 çay kaşığı Kekik

Hazırlanışı:
Malzemeleri 1 litre kaynar suyun içine koyarak 10 dakika demlenmesini bekletin (kaynatmayın). Günde 3-4 bardak içebilirsiniz.

Yağ yakıcı çay hazırlanırken içine mısır püskülü,kiraz sapı ve rezene ilave edilirse çaya ödem sökücü özellik katılmış olur.

Önemli Not: İçerken kesinlikle şeker ve bal ilave etmeyin.

Yılbaşı kurabiyeleri


Yılbaşı yaklaşıyor, bizim adetimiz değidir, kutlamayız, kutlarız derken artık hepimiz kendimize göre bir yılbaşı kutlaması yapar olduk.
Şirin, tatlı yılbaşı kurabiyelerini sevdiklerinizle afiyetle yemenizi temenni ediyorum.

Malzemeler
1 yumurta
1 su bardağı pudra şekeri
150 gr Tereyağı
2 su bardağı un
1 tutam tuz
1 çay bardağı mısır nişastası
1 çay kaşığı zencefil
1 çay kaşığı tarçın
½ limonun ince rendelenmiş kabuğu
; Royal icing krema için
1 yumurta akı
250 gr. pudra şekeri
1 tatlı kaşığı limon suyu
dilerseniz toz veya sıvı gıda boyası

Hazırlanışı:
Kurabiye için ; tereyağı ,yumurta ve şekeri iyice karıştıralım. Diğer malzemeleri eleyerek ekleyelim ve karıştırmaya devam edelim. Yoğurup yumuşak bir hamur elde edelim. Hamuru nişasta yardımıyla 1 cm. Kalınlığında açalım. Şekilli kalıplarla kesip pişirme kağıdı serilmiş fırın tepsisine dizelim. Bu ölçülerle 2 fırın tepsisi kurabiye çıkıyor. Önceden ısıtlımış 180 derece frında üzerleri kızarmadan pişirelim ve fırından çıkarıp kurabiyelerin soğuması bekleyelim. Kurabiyeler soğurken yumurta akını ve şekeri elimizle iyice çırpalım. Limon suyunu ilave edelim. Kek hamuru gibi akışkan bir kıvam elde etmemiz gerekiyor. Kıvam çok sıvı olmamalı. Aksi taktirde süsleme sırasında kurabiylerin üzerinden akar. Dilerseniz kremayı farklı kaplara alarak gıda boyasıyla renklendirebilirsiniz. Renklendirilmemiş krema beyaz renkte oluyor. Bu krema ile de çok şık süslemeler yapabilirsiniz. Hazırladığımız kremayı pişirme kağıdından yapacağımız külahların içerisine doldurup külahın ucunu minicik keselim. Külahı sıkarak kurabiyelerin üzerlerini süsleyelim. Royal icing çabuk kuruyan bir krema olduğundan ,çalışırken kremanın üzerini streç filmle örtülü tutmaya dikkat etmenizi öneririm. Süslediğimiz kurabiyeleri bir tepsiye dizip kremanın donmasını bekleyelim. Dilerseniz servis yapabilir ,dilerseniz şık bir kutuya dizip hediye olarak verebilirsiniz.
Kaynak: yemekkutusu.com

Bayram sabahı için Tülin Abladan 'Pasa Boregi'


Malzemeler:
2 tane yufka
1 cay bardagı sıvı yag
1 cay bardagı su
1 kasık sirke
1 yumurta sarisi
peynir
maydonoz
uzerini suslemek icin
1 adet domates,
2 adet sivri biber
1 tutam çörek otu

Hazırlanisi:
maydonozlari yikayarak, yapraklarini kucuk kucuk dograyin. Peynir ve maydonuzu bir kapta karistirin.
Yag, sirke ve suyu ayri bir kap içinde karistirin. Yufkalari masaya serin, uzerine karistirilan sivi malzemeyi firca ile surun. Islanan yufkalari bicakla 8'e bolun. Kalin tarafina peynir, maydonoz ekleyereksigara boregi gibi ama daha kalin olarak ince ucuna dogru sarin
Hazirlanan borekleri tepsiye dizdikten sonra ustlerini uzunlamasina bicakla kesin. Fırına surerken ustlerine fırca yardimiyla yumurta sarisi surun.
yaklasik 25 dakika firinda pisirin, tam pismeden firindan cikarip kesik olan ortalarina domates ve biber ekleyin, çörek otu serpip tekrar firina surun. 10 dakika kadar daha pisirip cikarin.
Pasa boreginiz hazir.
Afiyet olsun...

Knorr'dan Peynirli Püre


Bugün degisik pure yapmak isterken Knorr'dan peynirli püre tarifine rastladım, sizinle de paylasmak istedim.

Malzemeler
2 paket Knorr Patates Püresi
250 ml süt
500 ml su
1 yemek kaşığı margarin
1 tatlı kaşığı tuz
1 su bardağı kaşar peynir (rendelenmiş)
½ demet fesleğen (kıyılmış)
2 diş sarımsak (ezilmiş)
1 çay kaşığı köri
1 çay kaşığı kırmızı pul biber

Hazırlanısı:
Tencerenin içine Knorr Patates Püresi'ni, sütü, suyu, margarini ve tuzu koyun. Kısık ateşte 5 dakika karıştırarak pişirin.
İçine kaşarı, köriyi, fesleğeni, pul biberi ve sarımsağı ekleyip karıştırdıktan sonra sıcak olarak servis edin.

Sahlep nasil yapilir

Bugunlerde bir grip salginidir gidiyor. Ben de gunlerdir gribimsi bisey atlatiyorum. Gribimsi diyorum cunku grip desen diil, nezle desen diil ikisinden de bi parca acaip bi kiriklik halim var.
Boyle zamanlarda sahlep cok iyi geliyo. Hem insanin icini isitiyo, hem de rahatlatiyor. Nedir bu sahlep, nasil birsey diye bir arastirma yaptim cok sasirdim. Cunku sahlep orkidegiller ailesinin yumrularindan elde ediliyormus.
Orchidaceae (orkideler) ailesinin birçok türünün toprakaltı yumrularından elde edilen Sahlepgiller familyasından; tel köklü otsu bir bitkidir. Kökünde 2 tane yumru vardır. Gövdesi, dik ve silindirimsidir. Çiçekleri salkım veya başak şeklindedir.

Kullanılan yeri köklerindeki yumrularıdır. Yurdumuzda bir çok çeşidi vardır. Salep yumruları müsilaj, glikoz ve uçucu bir yağ taşır. İçerdiği en önemli madde glikomannandır. Su ve sütle birlikte kullanıldığında şiştiği için yaygın bir şekilde dondurma hammaddesi olarak kullanılır.

Özellikle Maraş Dondurması olarak bilinen dondurmaya tat ve koku kazandıran, dünyada sadece Kahramanmaraş'ın dağlarında yetişen bir orkide türünden elde edilen saleptir. Kahramanmaraş'ın dağlarında toplanmadan dolayı orkide türleri son derece azalmıştır.

Anadolu orkideleri aşırı toplamadan dolayı tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bilinçsizce yapılan toplama yakında bu içeceğin, Orkidelerin tükenmesinden mütevellit içilememesine ya da çok ama çok pahalı olmasına sebep olacaktır. Doğal dengenin bozulmaması ve bir canlı grubumuzun daha silinip gitmemesi için gereken duyarlılığı göstermemiz gerekmektedir.

Genelde marketten aldigimiz hazir sahlepi yapiyoruz, peki evde kendimiz nasil yapariz, buyrun tarifi:
Malzemeler

1 tatlı kaşığı nişasta

1 tatlı kaşığı patates nişastası

1 tatlı kaşığı pirinç unu
1 su bardağı süt

1 bucuk çorba kaşığı toz şeker

Tarçın (istenildiği takdirde) 
Hazirlanisi:
Teflon tencerede nişasta, patates nişastası ve pirinç ununu hafif kavurun. Daha sonra süt ve toz şekeri katın.

Boza kıvamına gelene kadar pişirin. Üzerine de istenildiği takdirde tarçın serpip servis yapın.
Ve son olarak sahlepin faydalari:
Göğsü yumuşatır. Öksürük ve bronşitte faydalıdır. Kabızlığı giderir. Basur memelerinde faydalıdır. Zihni çalışma gücünü arttırır. Kalbi kuvvetlendirir. Adet kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Vücudun ısınmasını sağlar. Cinsel gücü artırır.

Karpuzu cekirdekleriyle yiyin:)

Uzun yaz gunlerine rastlayan bu ramazanda su ihtiyaci icin karpuz yemek yararli olur diye dusundum. Karpuzun baska ne gibi yararlari var acaba diye arastirma yaparken, karpuzun cekirdeginin bile yararlari oldugunu ogrendim. Buna cok sevindim, cunku o minik cekirdekleri cikarmakla ugrasamam ve hep cekirdekleriye yerim:))

Yaz sıcağında en lezzetli serinleme yollarından biri olan karpuzun, bol miktarda C vitamini ve antioksidan özelliği ile çeşitli kanser türlerine karşı etkili olan Beta karoten içerdiğini belirten uzmanlar, içerdiği yüksek potasyumun da kalp fonksiyonlarının ve kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olduğunu vurguluyorlar.

UNIVERSAL HOSPITALS GROUP Sakarya Vatan Hastanesi Başhekimi Dursun Bostancı, karpuzun faydasından tam yararlanmak için aç karnına ve çekirdekleriyle birlikte tüketilmesi gerektiğini söyluyor.
Bostancı, karpuz çekirdeği içinde bulunan ‘cucurbocitrin’ adlı maddenin kan basıncını düşürmeye ve böbrek fonksiyonlarını düzenlemeye yardımcı olduğunu belirtiyor. Bostancı, konuyla ilgili yaptigi aciklamada “Karpuzun çekirdekleri çok faydalı. Karpuz çekirdeği, midede herhangi bir şikayete sebep olmaz. Ayrıca az miktarda olsa bile barındırdığı likopen maddesi de kalbi enfarktüsten koruyor.” diyor.

Karpuzun aynı zamanda iyi bir lif kaynağı olması sebebiyle bağırsak hareketlerini düzenlediğini ve bağırsak kanseri türlerinden koruduğu bilgisini veren Bostancı, “Yağ ve kolesterol içermiyor. Büyük bir kısmının su olması sebebiyle vücudun yaz aylarındaki sıvı kaybını önlüyor. Böbrekleri çalıştırıyor, idrarı düzenliyor. Bol miktarda B ve C vitamini içeriyor, zindelik ve enerji veriyor. Antioksidan özelliği ile kanserden koruyucu etkiye sahip. Karpuz, kilo vermeyi de kolaylaştırıyor.” diyerek, karpuzun yararlarini anlatiyor.

Peki bu kadar yararli olan karpuzu alirken nelere dikkat edelim,
iyi bir karpuz nasıl seçilir?

Uzmanlara gore iyi bir karpuz secmek icin sunlara dikkat etmek gerekiyor:
• Tatlı ve sulu, olgun bir karpuz seçmek için kabuğunun rengi parlak değil, mat olmali
• Tırnağınızla hafifçe kazıdığınızda yeşil kısmı kolayca çıkmali,
• Toprağa oturan kısmının rengi beyaz veya yesil degil, açık sarı olmali
• Eğer kesmece karpuz alacaksanız içinin renginin parlak kırmızı, çekirdeklerinin de koyu kahverengi veya siyah renkte olmasına dikkat edin.

Simdi gidip olgun guzel bir karpuz secip afiyetle yiyelim:)

Ramazanda saglikli beslenme

Sağlık Bakanlığı, bu yıl sıcaklara denk gelen ramazanda artan terle birlikte su ve mineral kaybı, bunun sonucunda da bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri görülebileceği uyarısında bulundu.
Sağlık Bakanlığının açıklamasında, toplumsal hayatta önemli bir yer teşkil eden ramazanda, dini bir vecibeyi yerine getirmek için oruç tutulduğu, bununla birlikte bireylerin günlük yaşantıları ve beslenme düzeninde önemli değişiklikler olduğu kaydedildi. Yapilan aciklamada neler yenilmesi ve nasil yenilmesiyle ilgili oneriler var. Saglik Bakanliginin onerisini aybi sekilde yayinliyorum, ama tabiiki burda belirtilen et yerine kuru baklagilleri ve soyayi tavsiye ediyorum.
Açıklamada, hava sıcaklığı nedeniyle kaybolan su ve mineral kaybının yerine konulması için iftardan itibaren sahur sonuna kadar ayran, taze sıkılmış meyve ve sebze suları gibi bol sıvı ve su alınması önerildi.
Yaz aylarında sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısının arttığı, metabolizmanın bu yeni duruma uyum sağlamaya çalıştığı kaydedilen Sağlık Bakanlığının açıklamasında, kalp debisinde düşme, doku ve organlarda oksijenlenmede azalma, kalp atım sayısı ve kan basıncındaki artış gibi nedenlerden dolayı yaz aylarında özellikle yüksek tansiyon, kalp yetmezliği ve koroner kalp hastalıklarında artış gözlendiği vurgulandı.
Oruç Tutarken Dikkat Edilmesi Gerekli Beslenme Önerileri

-Ramazan ayı süresince yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir. Yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlamak için 4 besin grubunda yer alan besinlerden yeterli miktarlarda tüketilmesi gereklidir. Bu 4 besin grubu süt ve süt ürünleri, et-yumurta-kuru baklagiller grubu, sebze-meyve grubu ile ekmek ve tahıllar grubudur.
-Öğünler sahur ve iftarda 2 ana öğün ile iftardan sonra 1-1.5 saat aralıklarla 2 ara öğün olarak düzenlenmeli, azar azar küçük porsiyonlar şeklinde beslenilmelidir.
-Oruç tutanların mutlaka imsak saatine yakın bir zamanda sahur yapmaları, sağlığın korunması açısından önemlidir. Sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce sahur yapmanın zararlı olduğu unutulmamalıdır. Çünkü bu beslenme tarzı yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18 saate çıkarmaktadır. Bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olmaktadır.
-Sahur yemeğinde süt, yumurta, domates, salatalık, yeşil sebzeler ve tercihen tam buğday unundan yapılmış ekmekten oluşan hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün tercih edilmeli, vücut direncini artırmak ve vücuda yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyveler sık tüketilmelidir. Aşırı yağlı, tuzlu, şekerli ve unlu gıdalardan uzak durulması uygundur.
-İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanması, 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edilmesi uygundur. Yine enerji veren ancak kan şekerini dengeli bir biçimde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine bulgur pilavı, tam buğday ekmeği veya kepekli makarna gibi posalı besinler) tercih edilmelidir.
-Hava sıcaklığı nedeniyle kaybolan su ve mineral kaybını yerine koyabilmek amacıyla iftardan itibaren sahur sonuna kadar bol su ve sıvı (ayran, taze sıkılmış meyve suları, sebze suları gibi) alımına özen gösterilmelidir.
-İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine; yazın daha sıklıkla tercih edilebilecek sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi, dondurma gibi) veya meyve tatlıları tercih edilmelidir.
Ramazanda Sağlıklı Olmak
Oruç nedeniyle gün içinde kan şekerinde düşüş olduğundan özellikle iftarda hızlı yemek yenilmekte ve çok miktarda besin tüketme isteği doğmaktadır.
İftar sofralarında bir insana yetecek yemeğin 2-3 kat fazlası bulunabilmektedir. Beyin, doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verir.
Sağlıkla İlgili Öneriler:
-Çok hızlı yemek yenildiğinde bu süre zarfında yüksek miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilebilir ve bu durum ilerleyen günlerde kilo alımına da zemin hazırlar. Bu nedenle yemekler yavaş yenilmeli, besinler ağızda iyice çiğnendikten sonra yutulmalıdır.
-İftar yemeğinden sonra kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime yardımcı olması açısından yararlı olmaktadır.
-Yaz aylarında iftar veya sahur sofralarında yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı; yemekler ayçiçeği yağı, mısırözü yağı, fındıkyağı gibi bitkisel sıvı yağlar ile pişirilmeli, salatalarda zeytinyağı kullanımına özen gösterilmelidir. Ancak yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara ve fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.
-Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek kabızlığı önlemek için yemeklerde lif oranı yüksek gıdalar (sebzeler, kurubaklagiller, kepekli tahıllar gibi) ve ara öğünlerde de taze ve kuru meyveler, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler tercih edilmelidir.
-Özellikle yaz aylarında dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketiminden kaçınılmalı, çabuk bozulan potansiyel riskli besinler (et, yumurta, süt, balık gibi) açıkta bekletilmemeli, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına özen gösterilmelidir.
-Oruç tutmanın sağlıklı insanların metabolik dengesinde çok önemli değişiklikler yapmadığı, ancak bazı hastalıklarda (şeker hastalığı, karaciğer yetmezliği gibi) veya özel durumlarda (hamilelik ve emziklilik) olumsuz sonuçlar doğurabileceği göz ardı edilmemelidir.
-Kronik hastalığı olan kişiler, oruç tutmadan önce ilgili uzman hekime danışmalıdırlar.

Ramazana ozel Ayran Corbasi

Ramazan basladi, herkes kendine gore ozel iftar sofralari hazirlamaya calisiyor. Zengin, fakir gozetmeksizin herkesin sofrasi onceki gunlere gore daha ozenli, daha itinayla kuruluyor. Ramazan sofralarinin vazgecilmezi corba da mutlaka her sofrada olanlardan. Ben de cok sevdigim bir corbanin tarifini sizinle paylasmak istedim. Annem bu corbayi nefis yapar, annem her yemegi nefis yapar. Canim annem ellerine saglik:))Malzemeler:
1 su bardağı aşurelik buğday
4 su bardağı yoğurt
1 çay bardağı nohut
1 çorba kaşığı nane
1 çay kaşığı tuz
6 su bardağı su

Hazirlanisi:
Buğday ve nohudu yıkayın ve pişirmeden bir süre önce ıslatın. Tencereye 4 su bardağı su ile birlikte koyarak karıştırmadan kaynatın ve kaynadıktan sonra yaklaşık 45-50 dakika kısık ateşte pişirin. Suyunu çektikten sonra sıcakken tuz ve nane ekleyip karıştırın. Yoğurdu 2 su bardağı suyla çırpıp pişirdiğiniz buğdaya karıştırarak ilave edin. Genelde bu corbayi soguk iciyorlar, ama bizim evde hep sicak icilir. Hatta baska bi yerde ilk ictigimde soguk gelince "aaa isitmamisssiniz bunu demistim" :)) Sicak icmeyi deneyin, bence daha cok seveceksiniz.
Afiyet olsun...

Deniz Börülcesi Salatası

Geçen akşam arkadaşlarla Giritli'ye gittik. Meşhur Ege mezeleri olan Giritli. Deniz börülcesi nefisti. Ben niye bunun tarifini paylaşmıyorum diye aklıma geldi.Deniz yosunları, radyasyon ve çevreyi kirleten maddelere karşı en güçlü gıdalarmışDeniz börülcesi, deniz kıyısına yakın yerlerde iyotlu topraklarda yetişen bir bitki. Guatr hastalığına iyi geldiği söyleniyor, ama yine de bunun için doktora danışmakta fayda var.<
Malzemeler:
1 bağ deniz börülcesi
Yarım limon suyu
1-2 diş sarımsak
2 yemek kaşığı sızma zeytinyağı

Hazırlanışı:
Bağ halinde satılan deniz börülcelerin, çamurlu olan kök kısımlarını kesip atın. Kalanları iyice yıkayın. Tencereye kaynamış su koyup, börülceleri içine ekleyin. 10-15 dakika kadar, börülceler yumuşayıncaya kadar haşlayın. Çok fazla haşlamamaya dikkat edin; biraz diri kalmaları daha iyi olacaktır. Haşladıktan sonra, hem soğumaları için, hem de yeşil renklerini kaybetmemeleri için çok soğuk sudan geçirin.

Börülcelerin içinde çok sert dalları olduğundan, bitkiyi yemek için bu dallardan ayırmamız gerekmekte. Sert kısımlarından tutarak, yeşil kısımlarını sert dal kısımlarından ayırın. Zeytinyağı, limon ve ezilmiş sarımsakla yaptığınız sosu üzerine gezdirin. Afiyet olsun.

Not: Deniz börülcesi zaten tuzlu olduğundan, tuz ya hiç koymayın, ya da çok az koyun. Bu salatanın tek vazgeçilmezi sarımsak, lezzet vermesi için mutlaka koymak gerekiyor. Üzerine süzme yoğurt da koyabilirsiniz.

Buzlu Kahve Nasıl Yapılır?

Yaz geldi hava çooook sıcak. Bu havalarda insan hep serinletici şeyler içmek istiyor. Ama kahve tutkunları için bu iş her zaman bir sorun. Çünkü sıcak kahvenin keyfi bir başka. Ama nerdeyse buharlaşmaya başladığımız bu sıcak havalarda soğuk keyifler istiyor insanın canı. İşte size soğuk kahve seçeneği. Buzlu kahve nasıl yapılır uzmanından dinleyelim:)

Ballı Bademli Krep


Malzemeler:
1 yumurta 1 litre süt 1 tatli kasigi tuz 1 tatlı kaşığı şeker 1 paket kabartma tozu aldığı kadar un (500gf. üzeri) İç için: 100-150 gr. kaymak 5-6 yemek kaşığı bal 50-100 gr. badem

Hazırlanışı:
Yumurta, süt, tuz ve şeker çırpılır. Daha sonra un azar azar ilave edilir ve çırpılır (unutmayın koyu kıvamlı ve akışkan olacak). Teflon tavaya 1-2 yemek kasigi sıvıyağ konulur, kızınca sıvı hamur kepçe yardımıyla tavaya dökülür. Alt yüzü pişince diğer yüzü çevrilir, iki tarafıda pişirilir ve servis tabağına alınır. Üzerine sıcakken margarin sürülür ve her kata aynı işlem yapılır ve üst üste dizilir. Soğuduktan sonra içine bal ve kaymak sürülerek rulo yapılır. Rulolar 4 cm boyutlarında kesilir. ve tavağa dilizilir. Kalan kaymak ruloların üzerine sürülür, her ruloya 1 badem eklenir ve üzerine bal gezdirilerek servis yapılır.ızı biber

nefis üçgen peynirli börek, Gül ablanın tarifi


Malzemeler:
2 yumurta
8 yemek kaşığı yoğurt
8 yemek kaşığı sıvı yağ
yarım çay kaşığı tuz
çörek otu
Aldığı kadar un bu ölçüden nefret ediyorum ama naapiyim annem böyle tarif etti:))

Börek içi:
Peynir
Maydonoz


İçin hazırlanışı:
Maydonozu yıkayarak saplarını ayırın. Maydonozları küçük küçük doğrayıp, peynirle beraber karıştırın.


Hazırlanışı:
Yumurtanın birini kırıp sarısı ve akını ayırın. Bu yumurtanın akı ve diğer yumurtanın tamamı, yoğurt, yağ ve tuzu geniş bir kapta karıştırın. İçine yavaş yavaş un ilave edin ve hepsini birlikte karıştırın. Unun kıvamı kulak memesi yumuşaklığına gelene kadar un ilave edilerek yoğurun. Dikkat edin hamurun sert olmaması gerekiyor.
Yoğurduğunuz hamurdan ceviz büyüklüğünde bezeler oluşturun. Bezeleri masanın üstünde oklava ile açın. İncelip yufka haline gelen hamurun üstüne ince bir tabaka yağ sürün, Açtığınız hamuru kenarlarından ortaya doğru katlayın, sonra tekrar katlayın. İnce uzun hale gelen hamurun ucuna hazırladığınız iç malzemeden bir miktar koyun. Sonra muska şeklinde çevire çevire sarın. Önceden yağladığınız fırın tepsisine dizin, üzerine ayırdığınız yumurta sarısı sürüp, az miktarda çörek otu koyun. 170 dereceye ayarladığınız fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirin.
Afiyet olsun...

Çilekli limonata

Bu sıcak yaz günlerinde biraz serinlemek için farklı bir limonata tarifi:
Malzemeler:
yarım kg çilek
2 tatlı kaşığı toz şeker
limon suyu
soda

Hazırlanışı:
Yıkayıp saplarını kopardığınız çilekleri şekerle beraber blendırdan geçirin.
Her bir bardağa 3 yemek kaşığı çilek püresi, 4 yemek kaşığı limon suyu, dilediğiniz miktarda şeker, buz ve soda koyup servis yapın.
Dilerseniz bu karışımı buz küplerinde dondurarak içeceklerinizde kullanabilir veya kağıt bardaklara doldurup çubuk saplayarak çilekli dondurma elde edebilirsiniz

Yazın sıcak günlerinde hafif bir tatlı: Çilek Kulesi


Malzemeler:
500 gram çilek
125 gram labne peynir
25 gram pudra şekeri
1 paket vanilya sosu
15 ml. limon suyu
1 paket şekerli vanilin
24 adet yuvarlak biskuvi

Hazırlanışı:
Çilekleri yıkayın, 8 tanesini ayırıp kalanların saplarını çıkartın.

150 gr. çileği limon suyu ve pudra şekeri ile püre haline getirin. Sos tozu ilave edip karıştırın. Labne ve vanilyayı da ekleyip 15 dakika buzdolabında bekletin.

Kalan çilekleri dilimleyin.

Kremayı ucu orta büyüklükteki sıkma torbasına koyup 16 bisküviye sıkın. (bir miktarını torbada saklayın.) Üstlerine çilek dilimlerini koyun. Çileklerin üzerine tekrar biraz krema sıkın. Bisküvileri üst üste koyup kaymaması için hafifçe bastırın. Bir kat daha bisküvi koyup üzerine krema ve ayırdığınız çileklerle süsleyip hemen servis yapın.

Cilveli Kahve


Manisa'da eski dönemlerde gelinlik kızlar, evlerine gelen görücülere bu kahveyi ikram edermiş. Bol köpüklü kahvenin üzerine öğütülmüş badem konurmuş. İşte o ''cilveli'' adıyla bilinen Türk kahvesi, patentle koruma altına alındı.

Manisa'nın tarihi ve turistik mekanlarından olan Yenihan'da kafe işletmeciliği yapan Tamer Çipiloğlu, cilveli kahveye sahip çıkıp yeniden canlandıran kişi. Eski dönemlerde şehzadeler için de özel olarak hazırlana bu kahve, asıl şöhretini gelinlik kızlarla edinmiş. Gelinlik kızlar eve gelen görücülere bu cilveli kahveyi hazırlarmış.

Cilveli Kahvenin Hazırlanışı:
Cilveli kahve, sunumu ve tüketiliş şekliyle diğer kahvelerden ayrılıyor. Fincana dökülen bol köpüklü Türk kahvesinin üzerine çifte kavrulmuş, öğütülmüş badem ve iki çeşit baharattan oluşan karışım dökülüyor.

Kahvenin yanında bir kaşık veriliyor. Kahve içilmeden önce bademler yeniyor. Ardından kahve içiliyor. Köpükle badem ezmesinin karışımı özel bir tat oluşturuyor. Dövülmüş bademin kahvenin dibine çökmemesi için mutlaka çifte kavrulmuş olması gerekiyor